
Cem Tekel
Bir zamanlar Gazze ve bugüne mesajlar
Gelin yıllar öncesine Gazze’ye gidelim
Bugün yaşananlar nasıl adım adım gelmiş birlikte görelim.
Yıl 2006.
Gazze Şeridi’nden bir yıl önce çekilen İsrail, Gazze’ye yeniden dönebilmek için bahane arıyordu ki…
Çok gecikmedi.
İsrail ordusunda görevli onbaşı Gilat Şalit’in kaçırılması ve Gazze’den o günlerde de fırlatılan roketleri fırsat bilip saldırı başlattılar.
Yaz Yağmurları Operasyonu.
O zaman Kanal D Haber’deyim.
Kameraman Yusuf Ağbaba ve yayın ekibimizle birlikte uzun prosedürlerin ardından Erez sınır kapısından Gazze’ye girdik.
Bizi kimse karşılamadı.
Gazze tarafında tam bir ölüm sessizliği hakimdi.
Uzun bir yol boyunca patlama seslerinin arasında bir bilinmeze yürüdük.
Dünya haber ajanslarının kurulu ofisleri vardı ama olay yerinden canlı yayın yapabilen tek ekiptik.
O günün şartlarında Gazze’de yaşananları Türkiye ve dünyaya bütün yönleriyle aktarmaya başladık.
İsrail ordusu havadan Filistin’e ait resmi binaları vuruyor biz de hemen o noktalardan çekime başlıyorduk.
Bunlar İsrail için daha ısınma turlarıydı.
Her geçen gün daha sertleştiler.
İsrail habercilerin Gazze’ye girmesine izin veriyor…
Ama sorumluluk kabul etmiyordu.
İmzaladığımız belgelerde öldürülürsek tüm sorumluluğu üzerimize aldığımızı kabul etmiş oluyorduk.
Yani İsrail “öldürebilirim ama sizin suçunuz olur” diyordu.
Bu fotoğraf Gazze şehrinin kuzeyindeki Beyt Hanun’dan.
İsrail Merkava tanklarının Gazze’ye giriş yaptığını öğrenince hep birlikte bölgeye gidip çekime başlamıştık.
Birkaç dakika geçmişti ki fark edildik.
İsrail askerlerinin tepkisi üzerimize ateş açmak oldu.
Dünya o günlerde harekete geçebilse İsrail bugün bu kadar rahatça habercileri hedef alabilir miydi?
Sanmıyorum.
Tanktan ateşlenen mermiler birkaç santim üzerimizdeki duvarı delip geçerken kendimizi yere attık.
Çelik yelek ve kasklarımız 3A balistik korumasına sahipti ve en fazla 7.62’lik bir mermiyi durdurabilirdi.
İsrail tankları hemen karşımızda konuşlanıp toplarının namlularını üzerimize çevirdiklerinde kaçacak yerimiz yoktu.
Birkaç saat bekleyip dikkatlerinin başka yere kaymasını ummaktan başka yapacak hiçbir şeyimiz yoktu ne yazık ki.
O gün yanımızdaki Filisitinli habercilerle birlikte sağ salim kaçabildik.
Kameraya bakan Cemal Gazzeli tecrübeli muhabirlerden biriydi.
Acaba şu an nerede ve ne yapıyor?
Hayatta mı?
Haber almak çok zor ne yazık ki.
O günlere dönelim.
Filistinli silahlı gruplar olası bir işgale karşı sokaklardaydı.
Sızma girişimlerine karşı 24 saat alarm durumundaydılar.
Aşağıdaki fotoğrafta sokaklara el yapımı patlayıcılar yerleştiren Filistinli gruplardan birini görüyorsunuz.
O zaman tüneller yok.
Ellerindeki silahlar yetersiz.
Bugünkü Hamas ile kıyaslanamaz bile.
Ama cesaret aynı cesaret.
Gazze’ye gidenler bilir.
24 saat insansız hava araçları (Filistinliler ona zannane der) gökyüzündedir ve çıkardıkları ses bir süre sonra insanların psikolojisini bozar.
İsrail’in zannaneler ile mesajı nettir.
“Elimizin altındasınız, sizi gözlüyoruz”
Ve elbette helikopterler.
O günlerde en çok onlardan korkuyorduk.
Nereden çıkıp geldiklerini anlamak çok zordu.
Birkaç kez Kobra’lar tarafından da tarandık.
Neyse ki şanslıydık.
Kuma saplanan arabamızı geri dönüp akşam saatlerinde çıkarabilmiştik.
Yıkılan binalar, köprüler vurulan elektrik santralleri…
Bugünle kıyaslandığında Gazze daha hiçbir şey görmemişti.
Ne yazık ki tarihe tanıklık ettiğimiz o anlar bugünün habercisiydi.
Gazzeliler o günlerde 19 yıl sonra yaşayacakları felaketi hayal bile edemezlerdi.
Zor günlerdi.
Ama bugünle kıyaslandığında henüz umutlar sönmemişti.
2006 savaşı aslında bugün yaşadığımız savaşın bir benzeriydi.
Lübnan’da Hizbullah yine devreye girmiş ve savaş kuzeye kaymıştı.
O da bir başka yazının konusu olsun.