CHP lideri Özel'den erken seçim açıklaması!

Özgür Özel CHP Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. Özel "Bir tek hedefim var ben 31 Mart akşamı yaptığımı tekrar edeceğim. 31 Mart'ı bahane edip hemen sandık demem. Ama böyle giderse erken seçimi millet ister önünde kimse duramaz" dedi.

Yağmur Güzel

Oluşturma: 04.06.2024 13:50

Güncelleme: 04.06.2024 14:54

CHP Genel Başkanı Özgür Özel partisinin grup toplantısında konuşuyor. Grup toplantısı öncesi Prof. Dr. Murat Kahraman, CHP'ye katıldı. Özel'in konuşmasının satırbaşları şöyle: "Bizden adaylaşamayan bütün belediye başkanlarına listelerde yer verildi. Pek çoğunu YSK düşürdü. Biz Bilecik Belediye Başkanımızı ittifakla seçmiştik. Seçime 1,5 ay kala AK Parti ile birlikte Melek Mızrak Subaşı düştü, Bilecikliler tam mutabakatla seçtiler. Seçim sonrası ilçe seçim kurullarında itirazlarımızla AK Parti ile MHP ile oylar kullanıldı, sustuk bekledik. Bugün partimizin çağrısıyla arkadaşlarımızla görüşen birisi babaocağına dönüyor diye CHP ile kavga etmeye çalışanlara şunu söyleyim; ben iktidar dışında kimseye muhalefet etmem, siz istiyorsunuz diye de sizle kavga etmem.

SEÇİM TEKRARLARI

Pazar günü CHP'nin tekrar seçimlerde adayları vardı. 3 seçimde iddia koyduk, iki ilçeyi kazandık. Siz ne yaparsanız yapın, İstanbul'da Ekrem Başkan'ın kazandığı ilk seçimi kabul etmeyip yenilerseniz, Pınarbaşı'nda da aynı şey oldu. Pınarbaşı zorbalığa başkanımı yedirmem dedi.

ÇAY FİYATLARI

Rize'deydik. Çay üreticisinin sesi duyurmak için oradaydık. Zeytinin fiyatı çayın fiyatıyla aynıyken, çayı 17 liradan alıyorlar. Rize sonuna kadar itiraz ediyor. Maliyeti sordum; 19 diyen de var 21 diyen de. 19 lira maliyetinin bile fiyatı değil. Çay kanunu verdik. Son kanun 14 Mayıs'ta oylandı ve reddedildi.

Önerimiz satılan çaylar da dahil olmak üzere 8 lira fark en geç bir ay sonra ödenmeli, birinci sürgün 25 lira olarak ödenmeli. Taban fiyat uygulamasına geçilmeli, çayın taban fiyatı 25 lira olmalıdır.

İki ay önce yapılan seçimlerde bütün Türkiye karar verdi. 81 ilde seçimlere girdik, bunların 30 büyükşehirin 14'ünü kazandık, 21 il belediyesi kazandık. Her ili kazanamadık, kazanamadığımız yerlerde nasıl kazanırdıkın muhasebesini yaptık.

HAKKARİ BELEDİYESİ'NE KAYYUM ATANMASI

Hakkari de kararını verdi. Hakkari'de her iki kişiden birinin oyunu alan Mehmet Sıddık Akış seçildi. Dün bir operasyonlar Hakkari Valisi'nin göreve atandığını gördük. İlgili iddianame 201 yılında başlayan soruşturmaya ait. Dava 2014'te açılmış. 14 yıllık mesele. İddianameyi hazırlayan savcı FETÖ'den firarda. İddiaları ispat imkanı yok. Dün yeni bir soruşturma açılıp, belediye başkanı yeni soruşturmaya istinaden gözaltına alınıp, suçu varsa, kaydı varsa, delil varsa elbette cezalandırılabilir ama usul yöntem bellidir.

Kayyum atamak Hakkari halkının kararına saygısızlıktır. Bir kanun hükmünde kararnameyle terörle ilişkiliyse kayyum atarım, içlerinden seçtirmem. Bu anlayış AK Parti'yi, Cumhur İttifakı'nın 31 Mart günü seçimlerde aldığı hezimenin en önemli birkaç sebeplerinden birisidir. Milletin iradesine saygısı olmayanın milletin gönlünde yeri olmaz.

Ahmet Türk ziyaretime geldi. Kendisi Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı. 2014'ten beri. Türkiye'de büyükşehir kanunu çıktığından beri Mardinliler Ahmet Türk'ü seçiyor. İrade bu kadar net. O günden bugüne 10 yıl 2 ay, bugünden sonra 5 yıl yapması lazım. Ama 2 yıl 4 ay belediye başkanlığı yapmış. Sonra o valiler, Süleyman Soylu'ya 30 bin liralık tespihler verip faturayı belediyelere ödetiyorlar. Sadece iddiayla kayyum atamak, yerine valiyi atamak demokrasiye yakışır değildir. Hakkari'de atanan kayyumu da, Mardin'deki niyeti de CHP'nin belediyesine atanmasına nasıl tepki veriyorsak öyle veriyoruz. Sana göre bana göre demokrasi olmaz.

"BU HÜKÜMET DEPREM ÖNCESİ HAZIRLIKLARI YAPMADI"

6 Şubat depreminin üzerinden 16 ay geçti. Onların sesinizi duyurmaya çalışıyoruz. Bu hükümet deprem öncesi hazırlıkları yapmadı. Deprem konutlarının yüzde 12'si verildi güya 1 yılda hepsi bitecekti.

"SORUMLULUĞU BULUNAN KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASINA İZİN VERİLMELİ"

Biz sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin partizanca kayırılmasına karşı yargılanmaya ilişkin izinlerin verilmesini istiyoruz. Biz sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin partizanca kayırılmasına karşı yargılanmaya ilişkin izinlerin verilmesini istiyoruz. Bu izinleri vermeyenlere yazıklar olsun."

"ENFLASYON ANCAK EKSİ OLURSA FİYATLAR DÜŞMEYE BAŞLAR"

Enflasyonun düşmesi demek fiyatların düşmesi demek değildir. Enflasyon ancak eksi olursa fiyatlar düşmeye başlar. Şu anda TÜRK-İŞ'in hesabına göre açlık sınırı 19 bin lira. Emekliye verilen maaş 10 bin lira. Asgari ücret 17 bin 2 liradır. Yani 3 aydır asgari ücret 1 yıldır emekli maaşları açlık sınırının altındadır. Türkiye Avrupa'da enflasyonu en yüksek ülkedir, dünyada Arjantin ve Suriye'den sonra enflasyonu en yüksek ülke Türkiye'dir.

Açlık sınırı 19 bin liradır. Emeklilerin ortalama maaşı 12 bin 500 liradır. Emeklilerin maaşları, açlık sınırının altındadır. Türkiye, Avrupa'da enflasyon oranında en yüksek ülkedir. Devlet ilkokul öğretmenine 20 yıllık ne veriyorsa, özel sektördeki öğretmene de onu vermelidir. Öğretmenler asgari ücrete mahkum edildi ve ona isyan edildiler. Deprem bölgesinde çalışan öğretmenler, öğrencilerin göçmesiyle eksik kaldılar. Onların da ek atama talepleri var. Onların sesini duyurmak da CHP'lilerin boynunun borcudur.

"BEKLENTİ CHP'NİN ONLARIN SESİNİ DUYMASIDIR TÜRKİYE'YE DUYURMASIDIR"

Bu sürece kamuoyu normalleşme süreci dedi katkı verdi. Birileri yumuşama diyor birileri normalleşme diyor. 2024 yılında eğer emekli 10 bin lira alıyorsa asgari ücretliye temmuzda zam yapmama planlanıyorsa staj çıraklık mağdurları ortada duruyorsa şuursuzca müfredat yapılıp kimse dinlenmeden yine kötü bir eğitim sistemi bu ülkeye dayatılıyorsa bunları konuşmak itiraz etmek CHP'nin boynunun borcudur. Normali budur normalleşmenin gereği budur. İnsanlar açken küstüm konuşmuyorum onlarla muhattap olmuyorum miting yapmıyorum sokakları karıştırmasınlar anlayışı bugün işçi sınıfının asgari ücretlilerin beklentisi değildir. Beklenti CHP'nin onların sesini duymasıdır Türkiye'ye duyurmasıdır. Bu süreçte yumuşama ifadesi satın alınınca normalleşme toplumsal destek bulunca partilerin içindeki bazı odaklar bugün ittifak halinde iktidarda olanların içindeki bazı odaklar normalleş olursa bize ihtiyaç kalmaz emeklinin sesini sen de duy. Kavga edelim hükümet bunları etsin muhalefet sussun öyle yağma yok. Normalleşme olursa biz kıyı da mı kalırız normalleşme yumuşamak demek biz otoriter bir iktidarız yumuşarsak düşeriz mutlaka sertleşmeliyiz... Türkiye bir yol ayrımında karar verecek.

"KRİMİNAL TİPLER GENEL BAŞKANLARINA HAKARET ETTİRİP BİZİMLE KAVGA ETTİREMEZLER"

Birileri yumuşama derken kırmızı çizgilerim var diye bir hat çekip sakın o hattın arkasına saklanıp anayasaya uymamayı kayyum politikalarıyla halkın iradesine el koymayı kırmızı çizgi görüyorsa orada ne yumuşamadan ne normalleşmeden bahsedilemez. Gezi'de hepimiz adına yatan kardeşlerimiz haksız yere orada tutulacaksa birileri anayasaya uymamayı milli bir tutum gibi pazarlayafcaksa o zaman bu millet normalleşmeye verdiği krediyi size tanımaz. Birisi istemiyor diye kriminal tipler genel başkanlarına hakaret ettirip bizimle kavga ettiremezler."

Normalleşme demokrasi demek, normalleşme yumuşamak demek. Türkiye bir yol ayrımında milletten aldığımız vazifeyi almak boynumuzun borcu. Birileri yumuşama deyip, kırmızı çizgilerim var deyip, Anayasa'yı tanımamayı, toplantı ve gösteri hakkığını gasp etmeyi kırmızı çizgi görüyorsa orada bir yumuşamadan bahsedilemez. Hasta yükümlülerin büyük bölümü içerdeyse, birileri Anayasa'ya uymamayı normalmiş gibi davranırsa orada yumuşamadan bahsedilemez.

Özgüvenli bu siyasete ayak uyduramayanlar, CHP'nin 47 yıl sonra 1. parti olmasını görmek istemeyenler, görmeyenler, Atatürk'ün partisini 100 yıl sonra ikitidar yapacağı inancına sahip olmayanlar bizim yolumuz nereye yürüyeceğimizi bilenlerin yoludur. Bu yolu hep beraber parti meclisiyle, il ve ilçe başkanlarıyla, kadınlarla, ümitle, cesaretle yürüyeceğiz. 31 Mart'ı bahane edip sandık istemem. Ama sandığı millet ister ve onun önünde de kimse duramaz. Millet sesini duymayana duyurur. Kendini görmeyene de gösterir. Önümüzdeki dönem mağdura, emekliye sahip çıkma dönemidir. Okuyan okur, okumayana da millet bu mektubu genel seçimde okutur."

Gözden Kaçmasın