Borsa yükselirken zarar edenler dikkat! Mert Başaran sebebini Ekol TV'de açıkladı
Ekol TV Haber Müdürü Aziz Akova'nın sunduğu 'Paranın Yönü' programında konuşan Yatırım ve Tasarruf Danışmanı Mert Başaran, Borsa İstanbul'da devreye girecek yeni uygulamaların yatırımcılara getireceği değişiklikleri anlattı ve Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çin'de liderler onuruna akşam yemeği! Cumhurbaşkanı Erdoğan da katıldı
DEVRE KESİCİ SİSTEMİ TEK AŞAMAYA DÜŞTÜ
Programda, Borsa İstanbul'da yaşanan ani fiyat düşüşlerinde işlemleri durduran devre kesici sisteminin artık tek aşamada çalışacağı belirtildi. Bu değişikliğin, ani panik satışlarını önlemek ve piyasayı daha stabil hale getirmek amacıyla yapıldığını belirten Başaran, bunun daha çok alım-satım işiyle uğraşan trader'ları ilgilendiren teknik bir konu olduğunu ifade etti.
HİSSE SATIŞINDA PARANIN HESABA GEÇME SÜRESİ KISALDI
Mert Başaran, hisse senedi alım-satım işlemlerinde paranın hesaba geçme süresinin de değiştiğini duyurdu. T+2 olarak bilinen, hisse sattıktan sonra paranın hesaba geçmesi için gereken iki iş günlük sürenin, artık T+1'e yani bir iş gününe indiğini açıkladı. Bu sayede, yatırımcılar sattıkları hisselerin parasını daha hızlı alabilecekler. Başaran, bu durumun özellikle büyük paralarla işlem yapanlar için faydalı olacağını ve paranın hafta sonu bankada bekleme süresini ortadan kaldıracağını belirtti. Bu değişikliklerin, hem yatırımcılar hem de piyasa için olumlu adımlar olduğunu da ekledi.
"GIDA KONUSU MİLLİ GÜVENLİK KONUSUDUR"
Başaran, gıda enflasyonunun geldiği noktayı ele aldı. Başaran, gıda konusunun bir milli güvenlik meselesi olduğunu vurgulayarak, "Dünyada gıda konusu milli güvenlik konusudur. Bu konu çok ciddi bir konudur. Tarım ve hayvancılığı canlandırmamız lazım" ifadelerini kullandı.
Programda, tavuk eti, mercimek ve pirinç gibi temel gıda ürünlerindeki yüksek fiyat artışları gündeme geldi. Başaran, tarladan çıkan ürün fiyatının ile son tüketiciye ulaşan fiyat arasındaki farkın çok fazla olduğunu belirterek, bu duruma sebep olan şirketlerin bulunması ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini söyledi. Başaran, gıda konusunun çok daha derinlemesine incelenmesi gerektiğini dile getirdi.
"TARIM VE HAYVANCILIK CANLANDIRILMALI"
Başaran, gıdanın bir beka sorunu olduğunu vurgulayarak, "Hayatta insanlar aç kalırsa... Gazze'de olanları görüyorsun. Eğer senin gıdan olmazsa bugün, hiçbir yapamazsın. Ama gıdan varsa bir şekilde kendi içinde yaşayabilirsin" şeklinde konuştu. Sorunun çözümü için tarım ve hayvancılığın yeniden canlandırılması gerektiğini belirten Başaran, büyükşehirlerde yaşayan insanların memleketlerine dönerek bu alanları yeniden hareketlendirmesi gerektiğini savundu. Başaran, şehir hayatını da eleştirerek, insanların küçük evlerde mutsuz ve depresyon içinde yaşadığını, trafik çilesi çekerek hem maddi hem de manevi olarak yıprandığını ifade etti. Tüm bu sorunların, tarımın bitirilip herkesin şehirlere yığılması sonucunda ortaya çıktığını söyledi.
BDDK'DAN BANKALARA YAPTIRIM
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK), kullanıcılara sormadan kredi kartı limitlerini artıran bankalara ceza kesmesinin hatırlatılması üzerine Başaran, yüksek limitli kredi kartlarının tüketim eğilimini ve borç riskini artırdığını belirterek bu duruma karşı uyardı. Başaran limit artışlarına ilişkin, bankaların ve sistemin amacının daha fazla tüketimi teşvik etmek olduğunu belirtti. Başaran, cebinde yüksek limitli kredi kartı bulundurmanın "saatli bomba" gibi olduğunu ve kontrol kaybedildiğinde bir daha içinden çıkılamayan bir borç sarmalına girilebileceği uyarısında bulundu.
İsrail Savunma Bakanlığı: Hamas'ın silahlı kanadının sözcüsü Ebu Ubeyde öldürüldü
YÜKSEK LİMİTLİ KREDİ KARTLARI BİR RİSKTİR
Mert Başaran, özellikle Avrupa'da, Hollanda ve Almanya gibi ülkelerde kredi kartı kullanımının çok yaygın olmadığını, insanların genellikle "debit kart" yani harcayabilecekleri kadar paranın olduğu kartları kullandığını vurguladı. Türkiye'deki durumun ise tam tersi olduğunu, 70 bin lira maaşı olan birine 500-600 bin liralık kredi kartı limiti verilmesinin durdurulamaz bir tüketimi tetiklediğini ifade etti.
Eyüpsultan'da korkunç cinayet: Sokak ortasında silahla vurdular!
TÜKETİM ÇILGINLIĞININ SOSYAL VE KİŞİSEL BOYUTU
Başaran, bu durumun ardında yatan sosyal ve psikolojik nedenlere de değindi. Gençlerin, evlilik aşamasında olanların veya çeşitli kişisel dertleri olan bireylerin, toplum baskısı, ego ve kompleksler nedeniyle yüksek limitli kartları kullanmaya itildiğini anlattı. "O kravatla mı dolaşıyorsun?", "O ceketle mi dolaşıyorsun?" gibi sözlerin insanları harcamaya zorladığını ve bankaların bu durumu tehlikeli bir şekilde körüklediğini belirtti.
Bakan Tunç duyurdu: e-Tebligat ile 24 milyar 358 milyon liralık tasarruf!
BİR SİSTEM ELEŞTİRİSİ
Başaran, bankacılık sisteminin kurucularından Rothschild ailesinin bile insanları daha çok harcamaya teşvik etmek için limitleri artırdığını belirterek, bu durumun kişisel bir eleştiri değil, bir sistem eleştirisi olduğunu vurguladı. Bu nedenle bankaların bu limit artışlarını yapmasının, sistemde bir sorun olduğunun kanıtı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü
BEKLENEN DÜŞÜŞ OLMADI
Başaran, güncellenen enflasyon beklentileri ve Türkiye ekonomisinin genel durumu hakkında da önemli açıklamalarda bulundu. TÜFE'nin yıl sonu artış beklentisinin yüzde 29.69'a, Ağustos beklentisinin ise yüzde 2.55'e yükseldiğini belirten Akova'ya yanıt veren Başaran, rakamların beklenen düşüşü göstermediğini ifade etti.
ENFLASYONDA "ÇOK KÖTÜDEN AZ KÖTÜYE" GEÇİŞ
Aziz Akova, piyasalardaki sürekli ve olumsuz yönde değişen etiketlerin artık daha az görüldüğünü, hatta bazen fiyatlarda düşüşlerin dahi gözlemlenebildiğini söyleyerek, bu durumu bir iyileşme işareti olarak yorumladı. Bu değerlendirmeye katılan Mert Başaran, durumu "Çok kötüden az kötüye düştük" şeklinde özetleyerek, henüz her şeyin düzelmediğini, ancak olumlu yönde bir ivme olduğunu belirtti. Başaran, kısa vadede enflasyonda büyük bir düzelme beklemediğini ve vatandaşların bu durumla yaşamayı öğrenmesi gerektiğini vurguladı.
ENFLASYONLA YAŞAMANIN YOLLARI
Türkiye'de enflasyonun 40 yıldır devam eden bir hastalık olduğunu belirten Başaran, bu süreçte nasıl ayakta kalınacağına odaklanılması gerektiğini söyledi. Enflasyonla mücadele için izlenecek yolları şöyle sıraladı:
-Parayı korumak
-Finansal okuryazarlığı artırmak
-Yüksek enflasyon döneminde borçlanarak mal almaya çalışmak
-Yüksek getiri sağlayan yatırım fırsatlarını değerlendirmek
Baba küçük çocuğuna hırsızlık yaptırdı!
"BÜYÜME KÜÇÜK OLURSA İŞSİZLİK ARTAR"
Programda faiz ve büyüme beklentileri de gündeme geldi. 2025 yılı için büyüme beklentisinin yüzde 2.9'dan yüzde 3.7'ye revize edildiğini hatırlatan Aziz Akova'nın ardından söz alan Mert Başaran, büyümenin enflasyon kadar önemli bir konu olduğunu vurguladı. Büyümenin küçük olması durumunda işsizliğin artacağını belirten Başaran, Türkiye'nin işsizliği azaltması ve ekonomiyi toparlaması için yüzde 3.7, yüzde 4 veya yüzde 4.5'lik büyüme oranlarına ulaşması gerektiğini ifade etti. Başaran, "Enflasyonu düşüreceğiz derken krediler kısıldı. Krediler kısılınca büyüme de yavaşlar" diyerek, enflasyonla mücadele politikalarının büyüme üzerindeki yavaşlatıcı etkisine dikkat çekti.
PİYASALARDA SON DURUM: ALTIN VE GÜMÜŞ ÖNE ÇIKIYOR
Başaran, küresel ve yerel piyasalardaki son durumu değerlendirdi. Başaran, borsada ufak bir düşüş, Bitcoin'de ise daha sert bir kayıp yaşandığını belirterek, haftanın en çok kazandıranlarının altın ve gümüş olduğunu ifade etti. Euro ve dolarda da ufak artışların başladığını söyleyen Başaran, bu durumun öngörülebilir olduğunu kaydetti.
Aziz Akova'nın, altının yıl sonu 4 bin küsur tahminlerini dahi aştığına yönelik yorumu üzerine, Başaran özellikle gümüşün bir dönem ciddi bir artış kaydettiğini ve altının da ona yetişmeye çalıştığını ifade etti. Her iki değerli metalin de şu an önemli noktalarda bulunduğunu söyledi.
BORSA YÜKSELİRKEN NEDEN ZARAR EDİLİYOR?
Mert Başaran, Borsa İstanbul'un 11 bin 500 puanı aşarak tüm zamanların TL bazında rekorunu kırdığını hatırlattı. Ancak yine de bireysel yatırımcılardan gelen "Borsa rekor kırdı diyorsun ama ben zarardayım" mesajlarına dikkat çekti. Başaran, bu durumun ana nedenini, yanlış hisse senedi seçimi olarak açıkladı. "Borsa rekorlar kıracak ama sen yanlış hisse seçtiğin için kaybedeceksin" şeklinde özetlediği tezini tekrarlayan Başaran, bazen endeksi sadece 10-20 hissenin taşıyabildiğini ve bu yüzden hisse seçmenin kolay bir iş olmadığını belirtti.
İSKİ verileri açıkladı: İstanbul'daki barajlar kritik seviyede!
HİSSE SEÇİMİNDEKİ RİSKLERE KARŞI FON ÖNERİSİ
Yanlış hisse senedi seçimi riskinden kaçınmak için yatırımcılara tavsiyelerde bulunan Mert Başaran, endeks fonlarına yönelmelerini önerdi. "Hiçbir şey bilmiyorsan BIST 30, BIST 100 fonları var" diyen Başaran, bu fonlara girildiğinde doğrudan endekse yatırım yapılmış olacağını ve hisse seçme zorunluluğunun ortadan kalkacağını ifade etti. Bu sayede yatırımcının hisse bazlı risklere girmeden endeksle birlikte düşüp çıkabileceğini vurguladı.
DOLARIN ENFLASYON ALTINDA KALMASI ÜRETİMİ VURUYOR
Başaran, dolar kurundaki artışın enflasyonun altında kaldığını belirterek, bu durumun Türk lirasını aşırı değerli kıldığını ve üretimi zorlayarak rekabet gücünü düşürdüğünü ifade etti. Başaran, bu seyrin ekonomi için sağlıklı olmadığını vurguladı. Dolar kurunun bir yıldır artıyor gibi görünmesine rağmen, artış oranının %20'lerde kaldığını belirten Başaran, enflasyonun yüzde 60 olduğu bir ortamda doların yüzde 20 artmasının, Türk lirasını aşırı derecede değerli kıldığını ve bunun ekonomi için iyi bir durum olmadığını savundu. Başaran, bu durumun üretimi aşırı zorladığını ve birçok üretim şirketinin ve fabrikanın sıkıntı yaşadığını sözlerine ekledi.
ÜRETİMDEKİ ZORLUKLAR VE SONUÇLARI
Metninde, "Concordato" ilanları ve kapanan fabrikaların sayısının arttığını dile getiren Başaran, "Demin çok önemli biri geldi. O da aynı dertten yani dedim. Çok sıkışık, çok zor piyasa dedi" diyerek piyasadaki sıkışıklığa dikkat çekti. Başaran, 100 dolarlık bir ürünün maliyetinin 130 dolara çıkmaya başladığını ve bu nedenle Türkiye'nin rekabet gücünün kalmadığını ifade etti. Bu durumun sonuçlarını anlatırken, Türk fabrikalarının Mısır'a taşınmasını, Türk vatandaşlarının Bodrum veya Yalıkavak gibi yerlere gitmek yerine Yunan adalarına gitmesini ve Esenyurt'taki evini satıp Miami veya İngiltere'de ev alma girişimlerini örnek gösterdi.
Assan Grup yöneticileri hakkında flaş gelişme: Tutuklandılar
KUR DENGESİ VE DEVALÜASYON UYARISI
Kurun dengeli bir şekilde ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Başaran, "Bu kurun çok artması felakettir ama çok düşmesi de zararlıdır. Bunu öğrenmemiz lazım" diyerek durumu "şeker hastalığı"na benzetti. Şekerin çok yükselmesinin de düşmesinin de ölümcül sonuçları olduğunu, kur dengesinin de aynı öneme sahip olduğunu belirtti. Başaran, faiz indirimleriyle doların yavaş yavaş yükselmesinin gayet sağlıklı bir durum olduğunu ifade etti ve panik yapılmaması gerektiğini söyledi. Ancak, doların çok ciddi baskı altında tutulması durumunda geçmişte olduğu gibi sert devalüasyonlar yaşanabileceği ve bunun da vatandaşı paniğe sevk edeceği uyarısında bulundu. Başaran, piyasalar ve yatırımcılar açısından doların yavaş yavaş enflasyona yaklaşmasının doğru bir seyir olduğunu belirtti.
Kaynak:ekoltv.com.tr